Eğitim teknolojileri beklenmedik şekilde dönüşüyor. Pandemi sonrasında öğretim alışkanlıkları global çapta değişkenlik gösterdi. 186 ülkeden 1.2 milyardan fazla çocuk okula sınıflarında devam edemedi. Bu süreçteki en güçlü alternatif uzaktan eğitim oldu. Eğitim teknolojilerine pandemi sonrasında yapılan yatırımlarda da artış yaşandı.
Ülkelerin vaka sayıları ve aldıkları tedbirlere göre farklılık gösteren alternatif eğitim sistemleri arayışlarındaki ortak nokta uzaktan eğitim. Fakat daha öncesinde uzaktan eğitime artan bir yatırım söz konusu. 2018’te eğitim teknolojilerine toplam 16.34 milyar dolar yatırım yapıldı. 2019’ta ise eğitim teknolojilerine yapılan yatırım 18.66 milyar dolara ulaştı. Özellikle son beş yıl içinde ivme kazanan eğitim teknoloji yatırımlarına 2020 rekorla başladı. Crunchbase’in verilerine göre 2020’de Ocak’tan Temmuz’a kadar alınan yatırımlar son 5 yıl içinde en üst seviyeye ulaşarak 4.1 milyar doları buldu. Geçen yılın aynı dönemlerine kıyasla 1.5 milyar dolar artış olduğu göze çarpıyor. 2020’ye en yakın yıl yapılan 427 sözleşme ve yatırılan 4 milyar dolarla 2018. 2020’de yine aynı zaman diliminde yapılan sözleşme sayısı ise 279. 2020’deki yükselişin sebebinin alışılagelmiş eğitim sisteminde oluşan sorunlar dolayısıyla pandemi olduğu net bir şekilde görülmekte.
Pandemi sebebiyle değiştirilen eğitim metotlarında çokça kullanılan Zoom’un borsa değerinde artış gözlendi. Zoom’un 2020 başında 66 dolar olan hissesi Ekim ayında 568 doları gördü. Alibaba’nın uzaktan eğitim için çözümü olan ‘’DingTalk’’ ise yıl boyunca, geniş çapta uzaktan çalışmayı desteklemek üzere, geliştirildi. Geçtiğimiz aylarda Dingtalk iki saat içinde Alibaba Cloud’ın 100.000’den fazla bulut sunucusunu kullandı. Bu sayede hızlı kapasite arttırımında yeni bir rekor kırıldı.
İki Çin ve bir Hint firması 2020’de totalde 2.4 milyar dolar yatırım aldı. Yuanfudao isimli K-12 öğrencilere online kurs ve ödev desteği sunan Çinli firma aldığı yatırımlar neticesinde değerini 7.8 milyar dolara çıkarmayı başardı*. Zuoyebang isimli Yuanfudao’ya yakın hedef kitlesi ve amaçları olan Çinli firma ise aldığı yatırımlar neticesinde değerini 6.5 milyar dolara yükseltti*. Son olarak BYJU isimli yine K-12 öğrencileri hedefleyen firma küresel yatırım şirketi BOND’dan 750 milyon dolar yatırım alarak 10.5 milyar dolar değere ulaştı.
Eğitim teknolojileri sektöründe 250’ye yakın seed stage firma bu sene yatırımcıyla buluştu. Ayrıca en fazla eğitim teknolojileri üreten bölge 180’e yakın firmayla Kuzey Amerika. Devamında 150’ye yakın firma ile Asya ve 110’a yakın firmayla Avrupa gelmekte. Yukarıda belirttiğimiz sayılardan da anlaşılacağı üzere 2020 boyunca eğitim teknolojileri firmalarına en çok yatırım alan bölge Asya oldu. Bu sene boyunca yapılan toplam yatırımın %68’i Asya bölgesindeki firmalar arasında dağılmış gözüküyor.
Bu artışın temelinde birkaç faktör yatmaktadır. Birincisi, Asya kıtasındaki yoğun nüfusun eğitime olan talebi artırmasıdır. Özellikle Çin ve Hindistan gibi ülkelerde hem devlet destekli hem de özel sektör kaynaklı dijital dönüşüm projeleri, eğitim teknolojilerinin yaygınlaşmasını hızlandırmıştır. Bu ülkelerdeki öğrencilerin dijital okuryazarlığa adaptasyonu hızlı olmuş; mobil cihazların yaygınlığı sayesinde erişim engelleri büyük ölçüde aşılmıştır. Aynı zamanda devlet politikaları da bu büyümeyi destekleyici yönde evrilmiştir. Çin hükümeti, 2020 itibariyle çevrim içi eğitim platformlarını düzenleyerek kaliteyi artırma ve inovasyonu teşvik etme amacı gütmüştür.
İkinci olarak, yatırımcılar için eğitim teknolojisi sektörü artık yalnızca sosyal fayda değil, aynı zamanda ciddi bir finansal getiri alanı olarak görülmektedir. Pandemiyle birlikte gelen ani dönüşüm, sektörde ölçeklenebilir ve sürdürülebilir modellerin doğmasına neden olmuştur. Özellikle bireysel öğrenmeye dayalı, yapay zeka destekli platformlar sayesinde öğrencilere kişiselleştirilmiş öğrenme yolları sunulmakta; bu da başarı oranlarını artırarak platformların değerini yükseltmektedir.
Üçüncü olarak, eğitim teknolojilerinin sadece K-12 düzeyinde değil; üniversite, mesleki eğitim ve kurumsal öğrenme alanlarında da etkisini göstermesi dikkat çekmektedir. Coursera, Udemy, edX gibi platformlar bireylerin sürekli öğrenme ihtiyaçlarını karşılamak için büyümekte; kurumlar ise çalışanlarını uzaktan eğitim araçlarıyla yeniden yetkinleştirmektedir. Bu platformların sunduğu esnek öğrenme yapıları, hem zamandan hem de mekândan bağımsız öğrenmeyi mümkün kılmakta, bu da verimliliği artırmaktadır.
Ayrıca dikkat çeken bir diğer gelişme, hibrit modellerin yükselişidir. Eğitim kurumları, tamamen çevrimiçi eğitim yerine, yüz yüze ve dijital eğitimi birleştiren hibrit sistemlere yönelmeye başlamıştır. Bu modeller, öğrencilere hem sosyal etkileşimi hem de bireysel tempoda öğrenmeyi birlikte sunma avantajı sağlamakta, bu da pedagojik verimliliği artırmaktadır. Hibrit modellerin altyapısı ise eğitim teknolojisi firmalarının sunduğu yazılımlarla inşa edilmektedir. Bu durum, özellikle içerik üretimi, video konferans altyapısı, veri analitiği ve öğrenme yönetim sistemleri alanlarında hizmet veren firmalara olan talebi ciddi oranda artırmıştır.
Son olarak, blockchain, yapay zeka, artırılmış gerçeklik (AR) ve sanal gerçeklik (VR) gibi teknolojilerin eğitimde kullanım alanları da genişlemektedir. Blockchain ile öğrenci kimlik bilgileri ve diplomalar daha güvenli biçimde doğrulanabilir hale gelirken; VR teknolojisi sayesinde tıp, mühendislik ve sanat gibi alanlarda pratik uygulamalara erişim artırılmıştır. Bu teknolojilerin entegrasyonu, eğitim deneyimini daha etkileşimli ve kalıcı kılmakta; özellikle STEM (fen, teknoloji, mühendislik, matematik) alanlarında yeni öğretim metotlarının önünü açmaktadır.
Görünen o ki, pandemi yalnızca eğitimde geçici bir kriz yaratmakla kalmamış, aynı zamanda uzun vadeli yapısal bir dönüşümün katalizörü olmuştur. Bu dönüşüm, önümüzdeki yıllarda eğitim teknolojileri sektörünü hem ekonomik büyüme hem de toplumsal erişim açısından daha da stratejik bir alan haline getirecektir.